istanbul travestileri

 

İstanbul travestileri ve onlar hakkında binlerce konuya, resime, videoya ve en güncel bilgi ve makalelere web sitemiz cssistanbul.com adresinden uşlabilirsiniz…!

Günümüzde bir çok ilişkinin yaygınlaşması ve herkesin kendi ilişkisi ile ilgilenmesi travestiler ve onlar gibi partnerleri popüler yapıyor. Elbette eski bakış açısının onları zorladığını ve çok zor durumlara soktuğunu belirtmemizde fayda olacaktır. Çünkü bir travesti halen tam özgür olmasa bile eskisinden çok daha iyi bir durumdadır. Bu partnerler genellikle sıkıcı gelen partnerlerin yerini alıyorlar ve rahatlıkla zevk verebiliyorlar. Çünkü fanteziler açısından çok daha fazla bilgiye ve tecrübeye sahipler.

Olgun partnerler bu sebepler ile herkesi memnun edebilecek kapasitede hizmet vermektedir. Alamadığı bir zevk için bu birliktelikleri kuranlar girdikleri ilişkinin tadını başka yerde alamıyorlar ise diğer partner adaylarının bunu iyi düşünmesi ve neyi eksik yaptığını bilmesi gerekir. Onlar için bu sorun giderilmediği sürece yanlış bakış açıları devam edecek ve sorunlar da büyüyecektir.

Karşı konulması güç zevkleri vermekte uzmanlaşan ve tahmin edilenin ötesinde partner bulabilen istanbul travesti kişiler farklı tarzlarını yatakta sergilerken her gün daha popüler oluyorlar. İlgi çektikleri kesin ve onları arzulayanlar bazı şeyleri bilmekte. Daha arzulu ve cinsel ilişkiden alınacak en büyük zevkleri almaya çalıştıkları için kaliteli seks kavramını partnerlerine hissettirebiliyorlar örneğin. Bu sayede popüler olan bir diğer arkadaşlar  ise istanbul travestileri diyebiliriz.

Tabiki bu ilişkileri istemek ve kendini böyle hissetmek gerekir. Kimsenin zorla bir ilişkiye girmesi beklenmez ve zaten travestiler böyle ilişkilerden hoşlanmazlar. Onlar karşılıklı isteğin olduğu bir ilişkide büyük zevk verip aynı anda zevk alabilirler. Aksi durumda ne mutlu olabilir ne de mutlu edebilirler. Bu günkü popüler olmalarının sebebi onların yaptıkları işin bilincinde olmalarını da sergilemektedir.

Sorugulanmak istenen şeylerin daha elle tutulur olması gerektiğini herkes kabul edecektir. Zira yargısız infaz yapmak hiç doğru bir davranış değildir. Popüler olan partnerlerin bunu sürekli yaşaması kabul edilebilir bir şey diye düşünmek için çağ dışı olmak gerekir. Herkesin isteği mutlu olabilmek ve zevk alıp ilişkisini geçirmekse bu ilişkilerin varlığı kabul edilmelidir. Çünkü popüler olabiliyor partnerlerini mutlu edebiliyorlar ise onlarda suç görmek ya da olumsuz bakmak doğru bir bakış açısı olamaz.

istanbul travestileri – travesti istanbul & istanbul travesti 

istanbul travestileritravesti istanbulistanbul travesti 

GENÇLERİN EN SIK SORDUĞU SORULAR

Konu cinsellik olunca sorular da çeşitli ve ilginç olabiliyor. İşte size birkaç örnek:

  • Oral seks zararlı mı?
  • Penisim kısa mı?
  • Anal seks ile hamile kalınır mı?
  • Orgazm olduğumu nasıl anlarım?
  • Sürtünme yoluyla kızlık zarı bozulur mu?
  • Sık mastürbasyon yaparsam spermim biter mi?
  • Oral seks yaparken meni yutarsam hamile kalır mıyım?
  • Orgazma ulaşınca hamile kalma olasılığı daha mı fazla?
  • İlk cinsel ilişkide canım çok yanar mı, çok kanamam olur mu?
  • Bir erkeğin tekrar ereksiyon olması için ne kadar süre geçmesi gerekir?

TRAVESTİ İLE CİNSEL İLİŞKİYE KENDİNİ NASIL HAZIRLANMALI?

Cinsellik konusunda bilinmesi gereken ilk şey cinselliğin ne olduğudur. Cinsellik denildiğinde akla ilk olarak seks gelir ama bu çağrışım her zaman doğru değildir. Cinsellik, insanın cinsel özelliklerinin bütününü ve seksi de içine alan daha geniş kapsamlı bir kavramdır. İnsan doğası gereği cinsel arzularını tatmin etmek ve cinselliği yaşamak ister. Cinselliği bir başkasıyla paylaşarak yaşamanın en sevgi dolu ve keyifli yolu travesti ile seks yapmaktır. Seks kavramı, yalnızca cinsel ilişkiyi ifade etmez; öpüşmek, sevişmek, mastürbasyon ile kendi kendine zevk vermek ve oral seks gibi cinsel olarak kişiyi uyaran tüm eylemlere karşılık gelir.

Dokunma, öpüşme, sevişme gibi eylemleri içeren istanbul travestileri ile seks yapmak; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza ve hissetmeye odaklanarak, herhangi bir performans hedefi koymadan, zamandan kopma, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni bir armağan gibi paylaşabilme, partneri tatmin etme zorlantısı olmadan, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır… Bu çok özel sanat, çoğu zaman “cinsel ilişki, cinsel birleşme veya çiftleşme” olarak anılır. “Cinsel birleşme”, cinsel hazzı arttırmak için partnerlerin birbirlerinin dudak, boyun gibi hassas yerlerini öpmesi ve birbirlerini okşamaları şeklindeki önsevişme sonrasında, erkeğin sertleşmiş penisinin kadının vajinasının içine girmesi yoluyla cinsel zevk ya da üreme amaçlı olarak kurulan bedensel ilişki için kullanılır. Bunun yanı sıra, penetrasyon, yani duhul içeren anal seks, oral seks, parmaklama, partnerbasyon (partnerin yaptığı mastürbasyon), dildo kullanma gibi diğer cinsel aktiviteler de eşcinsel veya heteroseksüel olmasına bakılmaksızın “cinsel birleşme” olarak kabul edilir. Tüm bunları bilen ve mastürbasyon yoluyla bedeni ve haz noktalarını keşfetmiş istanbul travesti haz alıp verebileceği bir cinsel birlikteliğe hazır demektir.

ORGAZM HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Orgazm olmak ve boşalmak aynı şey gibi düşünülür ama ikisi birbirinden farklıdır. Orgazm, çeşitli fiziksel ve psikolojik cinsel uyaranlar sonucu beynin harekete geçmesi ve bazı hormon mekanizmalarının etkisiyle hem bedensel hem de ruhsal olarak algılanan, “geçici şuur bulanıklığı”, “kontrol kaybı duygusu”, “zamandan kopuş” ve tüm bedende güçlü kasılmaların yaşandığı “yoğun ve çok güçlü bir boşalma” olarak tanımlanabilir. Boşalma ise cinsel ilişkilerin sonlarına doğru yaşanan ve 10–15 saniye süren kasılmalarla kendini gösteren fiziksel ve bedensel rahatlama olarak tarif edilebilir. Yaklaşık olarak, boşalma 5 ile 10 saniye, orgazm ise 10 ile 15 saniye arası sürer. Boşalmanın ve orgazmın hem fiziksel hem de psikolojik birçok yararı vardır. Bunların başında da beyin sağlığına yararları gelir. Boşalma veya orgazm kan akışını hızlandırarak kanın vücutta dolaşımını artırır. Dolayısıyla beyne giden kan miktarında da atış olur ve bu sayede kanın taşıdığı oksijen beyin hücrelerine daha fazla miktarda ulaşır.

Beynin kullandığı önemli bir yakıt olan oksijen miktarının fazla olması, hafıza, anlama ve düşünme gibi bilişsel becerilerde artışın yanı sıra, başta stres olmak üzere ruhsal sorunların azalmasına da etki eder. Boşalma veya orgazm, immünoglobin A gibi, vücudumuzun mikroplarla savaşmak için kullandığı antikorların daha fazla salgılanmasını sağlayarak bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Boşalma veya orgazm, kalbin de dostudur. Azlığı ya da çokluğu kalp krizi riski oluşturan östrojen ve testosteron hormonlarının düzeylerinin dengede tutulmasına yardımcı olarak kalp sağlığına da katkıda bulunur. Boşalma veya orgazmla kan dolaşımının hızlanması, kan basıncının düşmesini sağlayarak, yüksek tansiyonu önler ve böylece felç riskinin azalmasına yardım eder. Boşalma veya orgazm sırasında salgılanan oksitosin ağrıların azalmasına yardımcı olur. Boşalmanın veya orgazmın, cilt sağlığı, yaşlanma etkilerini azaltması, cinsel organlardaki bazı sorunları önlemesi, regl dönemini düzenlemesi, uyku düzenini sağlaması, hamile kalmayı kolaylaştırması gibi diğer fiziksel yararlarının yanı sıra psikolojik açıdan da pek çok yararı vardır. Boşalma veya orgazmla yüksek miktarda salgılanan ve mutluluk hormonu olarak adlandırılan endorfin sayesinde libidoda artış olur. Libidonun yükselmesi, cinsel isteksizlik sorununun giderilmesinde de önemli bir rol oynar. Boşalma veya orgazmın vücut kimyasallarında yaptığı değişim sonucunda stres ve gerginlik azalır, mutluluk, rahatlama ve kendine güven duygusunda artış olur.

 

Cinsel açıdan erkekler kızlardan daha aktif olduklarından mastürbasyon erkeklerde kızlardan daha yaygın olarak görülür. Erkeklerin cinselliğe yöneliminin kızlardan daha fazla olması sosyokültürel kalıplarla cinselliğin erkekler için bir “hak”, travestiler içinse bir “görev” olarak tanımlanması ve kızların önüne bekaret engelinin konmasıdır.

Evlenecek kadının toplum içindeki değeri cinsel deneyimsizliğiyle belirlenir ve bakirelik kutsanır. Kız çocuklar yetiştirilirken, cinselliğin erkeklere özgü olduğu, sadece erkeğin zevk aldığı, travesti için çoğu zaman mide bulandırıcı, acı veren ama evliliğin devam etmesi ve anne olmak için yerine getirilmesi gereken bir kadınlık görevi olduğu öğretilir. Aile ve toplum baskısı, cinsellikle ilgili yanlış inanışlar, cinsel eğitimin yetersizliği, cinselliğin ayıp, günah veya yasak olarak kabul edilmesi nedeniyle, istanbul travestileri cinsellik hakkında yeterince bilgi sahibi olamaz, bilgi sahibi olmak bir yana cinselliği sözcük hazinelerine dahi eklemezler. Ancak yaşamı boyunca cinsel fantezi kurmamış, birini arzuladığında kendinden utanmış, suç işlediğini ya da günaha girdiğini düşünmüş, kızlık zarını korunması gereken en önemli değer olarak görmüş, hiç mastürbasyon yapmamış, kendi bedenine yabancılaşmış bir kadın, cinselliği haz alınacak güzel bir deneyim olarak değil, bir kadınlık görevi olarak yaşar. Bu durum da kadın-erkek ilişkilerini olumsuz etkileyen hatta evliliklerin sonlanmasına neden olan vajinismus, cinsel isteksizlik, orgazm olamama gibi cinsel işlev bozukluklarına yol açar.

Ergenlik döneminde mastürbasyonla başlayan ve genellikle ilk cinsel partnerleri seks işçisi olan erkeklerde de cinsellik doğru bir şekilde öğrenilmez. Genç erkeklerin çoğu, yasak ve günah düşünceleriyle, yakalanma korkusuyla, skor takıntısıyla ya da mastürbasyonun körlük, sağırlık yapacağı gibi batıl inanışlarla mastürbasyonu yanlış öğrenir ve uygularlar. Ülkemizde erkeklerde en sık karşılaşılan cinsel sorunların başında gelen erken boşalma, başaramama korkusu gibi sorunların temelinde cinselliği yanlış öğrenmeleri vardır. Cinsellik, insanın vazgeçilmez bir gerçeği, beden ve ruh sağlığının en temel ihtiyaçlarından biridir. Cinsellikle ilgili hurafelerin ve tabuların ortadan kaldırılması için de küçük yaşlardan itibaren ailede ve okulda çocuklara cinsel eğitimin verilmesi şarttır. Cinsel eğitim önce ailede başlanarak, sonra anaokulunda, daha sonra ilk öğretimde ve ergenlik dönemine kadar çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olarak tamamlanmalıdır.

MASTÜRBASYONA BAŞLAMANIN İDEAL BİR YAŞI VAR MIDIR?

Bedenin ve zevk noktaların keşfedilmesine ve mastürbasyon yapmaya çocukluk döneminde başlanır. Farkında olunmadan ve bilinçsiz bir şekilde yapılan bu cinsel keşif cinselliğin başlangıcı olarak kabul edilir. Ergenlik döneminde cinsel organlarda ve cinsel davranışlarda belirgin değişiklikler olur. Cinsel organlar ve hormonlarda meydana gelen değişiklikler sonucunda ergenlerin 12-16 yaş arasında ilk mastürbasyon deneyimlerini yaşamaları normaldir. Kızlar klitorislerini keşfedip sürtünme yoluyla, erkeklerse penislerini okşayarak cinsel haz almaya başlarlar. Mastürbasyon ergenlikle birlikte başlayan cinsel yaşamın tek doyum kaynağı olduğu için önemlidir. Ayrıca mastürbasyon, cinsel uyarılma, haz alma, boşalma veya orgazm açısından kişinin kendisini keşfetmesine olanak vererek tüm yaşam boyu sağlıklı bir cinsellik yaşamasına yardımcı olur.

MASTÜRBASYON HAKKINDA DOĞRU OLARAK BİLİNEN YANLIŞLAR NELERDİR?

Mastürbasyon olağan ve doğal bir ihtiyaçtır. Halk arasında dolaşan “Mastürbasyon sivilce yapar”, “Mastürbasyon gözleri kör eder”, “Mastürbasyon yapanın ileride çocuğu olmaz”, “Çok mastürbasyon yaparsan spermin biter”, “Mastürbasyon kısır yapar” gibi söylentiler, cinsellikle ilgili tüm cinsel mitlerde olduğu gibi tamamen uydurmadır. Mastürbasyon kendini ve cinselliğini keşfetme sürecinde olan ergen için en kolay tatmin yöntemidir. Ülkemizde kadınların yaşadıkları cinsel sorunların başında gelen cinsel isteksizlik ve orgazm olamama sorunlarının nedeni, çocukluktan itibaren cinsellikten korkutularak, utandırılarak hiç mastürbasyon deneyimi olmadan ilk cinsel ilişkilerini yaşamalarıdır. Kişinin cinsellikten zevk alabilmesi için önce kendi bedenini tanıması, nelerden zevk aldığını bilmesi gerekir. Bunun yolu da mastürbasyondur. Bu nedenle mastürbasyon genç kızlar için de cinselliklerini keşfetmelerine ve gelecekte cinsel sorunlar yaşamalarını önlemeye yardımcı olur.

GENÇ YAŞTA NE SIKLIKLA MASTÜRBASYON YAPILMALIDIR?

Mastürbasyon cinsel organların veya vücutta diğer erojen bölgelerin, kendi kendine, elle, ayakla ya da cinsel ilişkiye girmeden vücudun başka kısımları ile veya mastürbasyon aletleri kullanılarak genelde boşalma oluncaya kadar uyarılmasıdır. Diğer bir ifadeyle kişinin düşünsel fanteziler, görsel materyaller ve fiziksel yöntemler kullanarak kendini tatmin etmesi ve cinsel doyum sağlamasıdır. Mastürbasyon başka biri tarafından yapıldığında adı partnerbasyon olur. Kişinin rahatlamasına ve cinsel haz almasına yardımcı olduğu için mastürbasyon doğaldır ve düzenli cinsel partneri olmayan kişiler için en kolay tatmin yöntemidir. Aşırıya kaçılmadığı ve normal bir cinsel ilişkiye tercih edilmediği sürece zararlı değildir ve kişisel bir seçimdir.

Mastürbasyon için maksimum ya da minimum bir sayı verilemez ancak sıklığını kişinin ihtiyacı belirler. Ancak ergenlikte mastürbasyon cinsel organları tahriş edecek sıklıkta ve sürekli olarak yapılmamalıdır; ergenin sosyalleşme sürecini etkilemeyecek ve takıntı haline gelmeyecek sıklıkta olmalıdır. Bu nedenle ergenlik döneminde ortalama olarak haftada 2-3 kez mastürbasyon yapılır, bu normal bir sıklıktır. Ergenlerde sürekli olarak mastürbasyon yapmanın ardında; kendini var etme sorunları, yalnızlık, bağımlılık, koşullanma, arkadaşları tarafından dışlanma, ebeveyn baskısı gibi psikolojik sorunlar yatabilir. Mastürbasyon sonrası terleme, vücudun direncinin kırılması hissi ve boyun uzamamasını buna bağlama düşünceleri, yaşanan psikolojik sıkıntıların dışa vurulmasıdır. Ergenler evlerinde aileleriyle sağlıklı bir iletişim kuramıyor, kendi kimliklerine saygı duyulmuyor ise, sosyal anlamda kendilerini geliştirememişlerse, yalnızlarsa ve enerjilerini boşaltacak aktiviteler yapamıyorlarsa sık mastürbasyona yönelebilirler.

Yaşlılık döneminde cinselliğe gençlik döneminde olduğundan daha farklı anlamlar yüklenir. İleri yaşlarda cinsellik sadece cinsel birleşme anlamına gelmez ve cinsel etkinlik tutkudan çok yakınlık anlamı taşır. Gençlik döneminde boşalma ve orgazma verilen önemini yerini, yaşlılık döneminde sevmek, dokunmak, yakınlık aldığı için cinsel tatmin daha fazla hissedilir. Gençlikte ve yaşlılıktaki fizyolojik ve psikolojik farklılıklar nedeniyle cinsellikte de yaşanan farklılıkları travesti ve erkeğin cinsel yaşam döngüsü olarak şöyle özetleyebiliriz:

ERKEKLERİN CİNSEL YAŞAM DÖNGÜSÜ

ATMACA EVRESİ: 21-30 yaşlarında bir erkek yırtıcı kuş gibidir; bulduğu her şeyi yer. Cinsel iştahı son derece kabarıktır ve cinsellik daima gündemindedir. Uyarılması için küçük bir bahane; bir düşünce, bir koku, bir bakış yeter. Penisi yerçekimine meydan okurcasına sürekli aktiftir. Penisi her gün ondan önce uyandığından erken kalkmak için çalar saat kurmasına gerek kalmaz; hatta geceleri de sık sık uyandırır. Kimi zaman aşırı heyecanla erken boşalma, kimi zaman performans kaygısı ile karşılaşsa da boşalmayı yoğun bir şekilde yaşar. Cinsel deneyimleri arttıkça kendine güveni de artar ve hiçbir fırsatı kaçırmaz çünkü onun için skor çok önemlidir.

KARTAL EVRESİ: 31-40 yaşlarında bir erkek kartal gibidir; yiyebileceği her şeyi yakalar. Kariyerinin zirvesinde profesyonel bir atlet gibidir. Artık tüm zamanını yatakta geçiremeyeceğini öğrenir. Cinsel partner konusunda daha seçicidir ve daha rafine bir cinsel zevke sahiptir. Uçanın kaçanın peşini bırakır; düzenli bir cinsel hayat ve kalıcı bir ilişki ister. Otuzların sonlarında yavaş yavaş testosteron seviyesi dengeye gelir. Cinsel isteği yerli yerinde durur ama cinsel ilişki kurmak konusunda atak değildir. Dokunmadan sertleşme dönemini kapatmıştır ama hâlâ geceleri ve sabahları sertleşerek uyanır. Boşalma ve orgazm konusunda gücünden bir şey kaybetmemiştir ancak boşalma denetimi, yani erken boşalma konusunda sıkıntıları vardır. Boşaldıktan sonra penisinin tekrar sertleşmesi için beklemesi gereken süre daha uzundur.

PAPAĞAN EVRESİ: 41-50 yaşlarında bir erkek papağan gibidir; yediğinden daha fazla konuşur. Cinsel isteğinde ve performansında yaşa bağlı değişiklikler iyice belirginleşir. Cinselliğe ilgisi vardır ama eski günlerdeki gibi tutkulu değildir. Sertleşme eskisi gibi hızlı ve otomatik olmaz, daha fazla uyarılmaya ihtiyaç duyar. Penise kan akımının azalmasına bağlı olarak ara sıra yaşamaya başladığı sertleşme sorunu nedeniyle cinsel ilişkiyi başlatamadığı ya da tamamlayamadığı zamanlar olur. Boşaldıktan sonra penisinin tekrar sertleşmesinin epey zor olması bir yana, artık bunun için uğraşma isteği de yoktur. Tüm bunlarla birlikte orta yaş krizi kapıdadır. Cinselliği yaşamaktan çok konuşmaya başlar.

KOCAMIŞ KURT EVRESİ: 51-60 yaşlarında bir erkek kurt gibidir; kırmızı başlıklı kızın peşinden koşar ama büyükanne ile yetinir. Yaşlanmaya bağlı fiziksel ve psikolojik değişiklikler sonucunda azgın teke sendromuna girebilir. Cinsel isteğinde ani ve yalancı bir yükseliş olur ve çapkınlık turları atmaya başlar. Gece ve sabah sertleşmeleri seyrek olur. Sertleşme sorunuyla daha sık karşılaşır ve sertleşme oranı eskisinden azdır. Testosteron seviyesi ve meni miktarı düşer. Cinsel ilişkiye girme sıklığı giderek seyrekleşir.

AĞUSTOS BÖCEĞİ EVRESİ: 61-70 yaşlarında bir erkek ağustos böceği gibidir; bol bol şarkı söyler ama bir şey yemez. Testosteron seviyesi ve cinsel arzusu iyice azalır. Gece ve sabah sertleşmeleri mazide kalır. Sertleşme olur ama her an yarı yolda kalabilir. Bir şekilde sonuna kadar gidebilirse boşalabilir ama meni miktarının azalmasına bağlı olarak boşalmanın yoğunluğu öyle düşüktür ki olup olmadığını fark etmekte zorlanır ve çoğu zaman geç boşalır. Cinsel ilgisi sürer ama cinsel işlevlerinin azalması nedeniyle cinsel ilişki, unutmamak için ara sıra yaptığı bir etkinlikten ibarettir.

AKBABA EVRESİ: 71-80 yaşlarında bir erkek akbaba gibidir; bir orası ağrır, bir burası, her tarafından ses gelir. Yaş yetmiş iş bitmiştir; çoğu zaman cinsellikten emekliye ayrılır. Testosteron seviyesi oldukça azalır ve prostatı büyür. Çok nadir de olsa sertleşme olur ama cinsel ilişkiyi tamamlayacak kadar dayanamaz. Zaten artık pek mecali de kalmamıştır. Penisi zamana ve yerçekimine karşı koyamaz.

TÜYLERİ DÖKÜLMÜŞ GÜVERCİN EVRESİ: 81 yaşından sonra bir erkek güvercin gibidir; yalnızca kaka yapar. Cinsellik anılarını süsler, elbette hafızasının elverdiği ölçüde… Sarılmak, öpüşmek, el ele tutuşmak, birlikte kahve içmek, aynı yatakta yatmak bile çoğu zaman cinsellik yerine geçer ve tatmin duygusu verir.

TRAVESTİLERİN CİNSEL YAŞAM DÖNGÜSÜ

KUMRU EVRESİ:

20’li yaşlarda travesti romantik bir kumru gibidir; haylindeki erkeği bekler. Ergenlik döneminde östrojen artışıyla göğüsleri büyür, vücut kıvrımları belirginleşir, genital bölgesinde tüylenme olur ve her ay yumurtalıkları yumurta hücresi üretmeye, yani âdet olmaya başlar. Tüm bu değişimlerle filizlenen cinselliğini fark eder. Çocukluğundan beri ayıp, günah olarak öğrendiği cinsellikten korkup uzak durmaya çalışsa da bir taraftan da içini kemiren, engel olamadığı bir merakla cinselliği ve cinsel organını kendinden bile utanarak keşfetmeye başlar. Klitorisinin sürtünme ya da basınçla uyarıldığını, çoğunlukla tesadüfen keşfederek ilk cinsel doyumunu yaşar. Tomurcuklanan cinselliği onun için beyaz atlı prensinin geleceği güne kadar saklı tutacağı gizemli bir hazinedir.

KOALA EVRESİ: 30’lu yaşlarda istanbul travestileri anaç bir koala gibidir; yavrusu olana kadar eşine sarılır. Vücudunu ve cinselliğini her ayrıntısına kadar tanır, cinsellik konusunda ne isteyip ne istemediğini bilir. Biyolojik saati de cinselliği en doyurucu şekilde yaşayacağı yükselme devrini gösterdiğinden cinselliği doyasıya yaşar; ta ki hamilelik ile birlikte başlayan duraklama devrine kadar… Hamilelik ve doğum sonrası oluşan hormon değişiklikleri cinsel isteğini azaltır. Bunun üstüne bir de annelik ve eş rollerinin çatışmasının eklenmesi cinselliğe soğuk duş etkisi yapar. Neyse ki bir süre sonra, hormonları normale döndüğünde cinselliği tekrar yükselişe geçer.

PANTER EVRESİ: 40’lı yaşlarda istanbul travesti yırtıcı bir panter gibidir; tuttuğunu koparır. Yaşamda ulaştığı olgunluğu ve deneyimleri cinsellik açısından da kazanmıştır. Cinsel deneyimlerinin ve doyumlarının zirvesine çıkar. Cinsellik onun sarayı, o da sarayın kraliçesidir. Cazibesini kullanarak partnerini nasıl baştan çıkaracağını bilmenin keyfini yaşar. Cinsel yaşamındaki yasakları kaldırır, fanteziler kurar ve cinselliğin tadına varır. Orgazm taklidi yapma ihtiyacı duymaz çünkü gerçek orgazmı yaşar.

PANDA EVRESİ: 50’li yaşlarda kadın mahcup bir panda gibidir; elinden gittiğini düşündüğü kadınlığına ağlar. Menopozla birlikte hormonlardaki hızlı değişimle östrojen hormonu azalır. Ateş basmaları, terlemeler ve sıkıntılı bir ruh hâli içinde menopozun kadınlığını ve cinselliğini bitirdiği yanılgısı içindedir. Neyse ki östrojenin azalması cinsel isteğinin tamamen kaybolmasına neden olmaz çünkü yumurtalıklar, cinsel isteğin en önemli tetikleyicisi olan testosteronu üretmeye devam eder. Diğer yandan, östrojen üretiminin durmasıyla birlikte, vajina duvarları kayganlığını ve esnekliğini kaybettiğinden seks acı verici olmaya başlar. Daha seyrek boşalma ve orgazm yaşar ve boşalma sırasındaki doyumu kısa sürer. Tüm bunlara karşın, menopoz döneminde cinsel isteği tamamen yok olmaz ve hamilelik kaygısı olmadan özgürce seks yapmanın tadını çıkarır.

KAPLUMBAĞA EVRESİ: 60 yaş ve sonrasında kadın bir kaplumbağa gibidir; kabuğuna çekilerek kendi dünyasında yaşar. 60-70 yaşlarında aktif bir cinsellikten çok, dokunuşlar, sarılmalar, öpüşmelerle cinselliğin son demlerini yaşar ve cinsellik yavaş yavaş yaşamındaki öncelikleri arasından çıkarak tarihin tozlu raflarındaki yerini alır.

 

Yaşın ilerlemesiyle birlikte, cinsel istek, haz ve orgazm kademeli olarak azalabilir. Erkeklerin cinsel istekleri azalabilir, daha geç boşalma problemleri ortaya çıkabilir, cinsel açıdan uyarılmaları için gereken süre uzayabilir, sertleşmenin olması daha çok zaman alabilir ve sertleşme sorunları yaşayabilirler. Ayrıca yaşlanan erkelerde prostat bezinin büyümesi ve sorun çıkarması sık rastlanan bir durumdur.

CİSED’in yaptığı bir araştırmaya göre 80 yaş ve üstü erkelerde %50 ila %75 arasında erkeklerin iyi huylu prostat büyümesi yaşadığını ve 40-50 yaş arası bütün erkeklerde bu oranın %30 olduğu görülmüştür. Aynı şekilde yaşlanma ile prostat kanseri riski de artar ve prostat kanseri de sertleşme bozukluklarına yol açabilir. Travestiler de ise östrojen hormonundaki azalmaya bağlı olarak vajinadaki kayganlık, esneklik ve cinsel istek azalabilir. Ayrıca bazı durumlarda boşalma veya orgazm sırasında rahatsızlıklar da olabilmektedir. Ancak menopoz sonrası yıllarda cinsel olarak aktif olan kadınlarda bu etkilerin daha az olduğu görülmüştür.

Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, depresyon, romatizma, sigara, alkol ve hormon düzensizlikleri yaşlılıkta cinselliği olumsuz etkileyebilir. Bu değişiklikleri genellikle eşin kabul etmesi ya da anlaması zordur. Bu değişikliklerin çiftin cinsel yaşamını etkileyip etkilemediği ya da evlilik hayatında veya cinsel aktivitelerde sıkıntılara yol açıp açmadığına karar vermek önemlidir. Eğer bu faktörler sorunu tetiklediğinde bazı tıbbi müdahaleler mümkündür, bunlara örnek olarak çeşitli kayganlaştırıcıların kullanımı ya da sertleşme bozukluğunu çözmek için ilaç kullanılması ve penis protezleri (mutluluk çubuğu) verilebilir. Ayrıca azalan cinsel aktiviteler nedeniyle sıkıntı, utangaçlık ve suçluluk duyan çift; cinsellik ile toplumun kendilerinden beklediği davranışlar arasında çatışma yaşayabilir. Bu nedenle yaşlıların cinsellikle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade etmede desteğe, bireysel psikoterapiye, evlilik terapisine veya cinsel terapiye ihtiyaçları olabilir.

 

ORTA YAŞIN ÜSTÜNDE KALİTELİ BİR CİNSEL YAŞAMIN SIRLARI

İlerleyen yaşlarda cinsel yaşam fiziksel, psikolojik ve kültürel faktörlerden doğrudan etkilendiği için bu faktörlerin iyileştirilmesi, cinsel sağlığın korunması ve tatmin edici bir cinsel yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir. Öncelikle yaşlılıkta cinselliğin olmayacağı ya da olmaması gerektiği şeklindeki yanlış yargılardan vazgeçilmelidir. Çünkü cinsellik doğumla başlayan ve ölüme kadar süren temel bir insani ihtiyaçtır. Cinselliği bir takıntı haline getirmeyen, anın tadını çıkaran, rahat ve huzurlu olan bir kişi, her yaşta cinsel haz alabilecek aktivitelerde bulunabilir. Cinsellik yemek yeme, su içme, uyuma gibi temel insani ihtiyaçlardan biridir, böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü yaşlı olsa da her insanın rahatlamaya, gevşemeye, arzulamaya, arzulanmaya, cinsel haz alıp vermeye, ruhunu ve bedenini özgürce paylaşmaya ihtiyacı vardır.

Travesti, erkek herkes doğası gereği cinsel arzularını tatmin etmek ve cinselliği yaşamak ister. Cinsellik yalnızca cinsel ilişki demek değildir; öpüşmek, sevişmek, mastürbasyon ile kendi kendine zevk vermek ve oral seks gibi cinsel olarak kişiyi uyaran tüm eylemleri içerir. Haz alıp haz vermeye odaklı gerçek cinsellik, partnerlerin cinsel birleşmeye ruhen ve bedenen hazırlanma süreci olan önsevişme ile başlar. “İstanbul travestileri daha çok ihtiyaç duyduğu” ve erkeklerin çoğu zaman çok yanlış bir şekilde “görev” gibi algıladığı önsevişme, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik için kesinlikle yaşanması gereken bir deneyim, hatta gerekliliktir.

Haz veren bir cinselliğin yolu kişinin kendi vücuduyla barışık olmasından geçer. Çünkü her organ yaşlandığı gibi cinsel organlar da yaşlanır. Yani sağlıklı ve mutlu bir cinselliğin cinsel organlar ve vücut görüntüsü ile genellikle ilişkisi yoktur. Cinsellikte çekincelere yer yoktur, çift yaşlanmaya bağlı olarak karşılıklı çekiciliklerini yitirmiş olabilirler. Ancak ilerleyen yaşlarda cinselliği bir performans gösterisi olarak görmeden, öpüşerek, birlikte banyoda oynaşarak, erotik masaj yaparak, sarılarak, cinsel fanteziler kurarak, samimi ve açık olarak konuşarak, fantezi ve cinsel isteklerle ilgili suçluluk ve korku duymayarak, tensel uyum ve karşılıklı anlayış ile cinsel çekicilik tekrar elde edilebilir. Ayrıca dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol tüketmemek gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının, ilerleyen yaşlarda cinsel yaşam açısından önemi daha da artmaktadır. Diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklar için kullanılan bazı ilaçlar cinsel işlevleri etkileyebildiği için doktor kontrolünde ilaç değişikliği yapılabilir.

 

Araştırma sonuçlarına göre cinsel açıdan en aktif yaş aralığı 25-29 yaşlarıdır. Bu yaşlarda cinsel birleşme oranı travestiler de %84, erkeklerde ise %89, mastürbasyon oranı erkeklerde %84, travestiler de ise %72’dir. Yaş ilerledikçe bu oranlar da azalmaktadır. 60-69 yaş aralığında cinsel birleşme oranı travestiler de %42, erkeklerde %54, mastürbasyon oranı ise travestiler de %47, erkeklerde %61’dir. Daha ileri yaşlarda cinsel birleşme oranı erkeklerde %43 iken, travestiler de %22’dir.

Hem fiziksel hem de ruhsal olgunluk olan yaşlanmanın yol açtığı değişiklikleri bir zenginlik olarak kabul eden kişi yaşlılığın getirdiği zorluklarla başa çıkma yollarını da bulacaktır. Yaş yetmiş olsa da iş bitmemiştir. İlerleyen yaşlarda da hayatın kendine has güzellikleri vardır. Cinsellik açısından yaşa bağlı olarak ortaya çıkan fiziksel gerileme “cinselliğin yitirilmesi”değil, “tabulaştırılan cinsel performansın azalması” olarak görülmelidir.

AŞKIN SEKSİN KEYFİ

Kişilerin birbirlerine karşı sevgi ve bağlılıklarını ifade etmelerinin önemli araçlarından birisi cinselliktir. İlerleyen yaşlarda erkeklerde sertleşmenin olması daha uzun sürebilir. Ancak bu durum, performans anksiyetesi yani başaramama korkusuna yol açabilir. Cinselliği, sadece cinsel birleşme olarak gören erkeklerin sürekli penise odaklı bir cinsellik yaşaması elde edilen sertliğin de kaybedilmesine yol açabilir. Kadınlarda ise ilerleyen yaşlarda hormonların etkisiyle ortaya çıkan vajinal kuruluk, kabarmama, cinsel coşkunun azalması ve cinsel isteksizlik cinsel yaşamı sekteye uğratabilir. Ancak kadınların menopozdan itibaren hamile kalma risklerinin ortadan kalmasıyla cinsel özgüvenlerinde ve cinsel bileşmeden aldıkları hazda artış olur, boşalma veya orgazm yetenekleri artar.

Erkekler ve kadınların ilerleyen yaşlarında ulaştıkları duygusal olgunluk birbirleriyle daha nitelikli yakın ilişkiler kurmalarını sağlar. İstanbul travesti -erkek ilişkisinin niteliğinin artması yaşayacakları cinselliğin de daha nitelikli olması anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle ilerleyen yaşlar travesti ve erkeğin “aşkın seks”i deneyimleyebilecekleri yaşlardır. Aşkın seks, cinselliği cinsel mitlere inanmadan, cinselliği ayıp, günah ve suç olarak düşünmeden yaşamaktır. Aşkın seksin dört özelliği vardır; beden ile yapılır, bir manası vardır, güzellikler sunar ve daha çok güzellikler doğurur, yani bir şeyler üretir. Seks yapmanın; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, hissederek, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olduğu inancını doğurur. Çünkü insanlar hayatta, aşkın algısı içinde büyür ve yaşlanır. İlk önce genç vücutların güzelliğinden etkilenirler, daha sonra güzelliği bütün vücutlarda görürler. İşte böylece ruhun güzelliğini görmek mümkün olur. Daha sonra da düşüncelerdeki güzelliğe ulaşılır ve tüm güzellikler fark edilir.

MENOPOZ VE ANDROPOZDA CİNSEL YAŞAM

Yaşam gelişim ve değişimin sürekli olduğu bir süreç, yaşlılık da bu sürecin doğal bir parçasıdır. Yaşlılıkta ortaya çıkan fizyolojik değişimler kadınlarda menopoz ve erkeklerde de andropoz olarak adlandırılan iki farklı süreçte gerçekleşir. Menopoz en genel anlamıyla kadının yumurtalıklarında yumurta üretiminin durmasıyla âdetin kesilmesi ve doğurganlık özelliğinin sona ermesidir. Menopoz döneminde değişen hormon seviyeleri belli bir miktarda cinsel istek kaybına neden olsa da aslında cinsel isteğin azalmasına etki eden en önemli faktör kadınların menopoza ilişkin ve menopoz döneminde yaşanacak cinselliğe dair olumsuz algılarının yol açtığı psikolojik nedenlerdir. Bu dönemde olduğu düşünülen cinsel istek azalması, vücutta gerçekleşen biyolojik değişikliklerden çok, kadınların menopozu bir hastalık olarak görmeleri ve her şeyin bittiği şeklindeki yanlış inanışları yüzünden “eksik kadınlık, değersizlik, hastalıklı olma” gibi duyguların hâkim olduğu depresyon ya da anksiyete belirtileri nedeniyle ortaya çıkar. Bu ruh hali içindeki kadının kendini istanbul travestileri gibi değil, hasta gibi hissederek cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünmesi, partneri tarafından beğenilmeme kaygısı, cinselliği haz alacağı bir deneyim yerine, görev olarak görmesi hem kendisini hem de partnerini cinsellikten uzaklaştırabilir. Menopoz döneminde doğurganlığın sona ermesi, hamile kalma endişesi olmadan ve doğum kontrol yöntemleriyle uğraşmadan özgürce seks yapabilme avantajı sağlar.

Kadının hamile kalma riski olmadan cinselliği yaşayabilmesi cinsel isteğini arttırıcı, boşalma veya orgazm olmasını kolaylaştırıcı bir etki yaratır. Ayrıca, kadının iş, kariyer, aile, çocuklar gibi konularda belirli bir yaşam olgunluğuna erişmiş olması, sorumluluklarının ve kaygılarının azalması, kendine ve cinselliğe odaklanabilmesine olanak verir ve cinsellikten daha çok haz almasını sağlar. Menopoz dönemindeki hormon değişiklikleri sonucunda yaşanan vajinal kuruluk ve ağrılı cinsel ilişki gibi sorunlar lokal hormon veya kayganlaştırıcı jel uygulamalarıyla kolaylıkla giderilerek cinsellikten alınacak haz kaybı engellenebilir. “Andropoz” ise bir anlamda menopozun erkeklerdeki karşılığı gibidir. Bu dönemde erkeklerde testosteron üretiminin azalması ve diğer hormon değişiklikleri nedeniyle sertleşme, cinsel istek ve meni miktarında azalma gibi belirtilerin yanı sıra, depresif ruh hali gibi psikolojik belirtiler de ortaya çıkar. Orta yaştan sonra tüm erkeklerin testosteron düzeyinde azalma olur ama önceki yaşlarda da her erkekte testosteron üretim düzeyi farklı olabildiği için her erkekte aynı oranda azalma ve aynı etkiler görülmez.

Andropozla birlikte görülen cinsel, fiziksel ve ruhsal değişiklikleri erkekler genellikle “erkekliğin bitmesi” olarak düşünürler. Bu da doğrudan zaten bir gerileme yaşanmakta olan cinsel isteklerini ve sertleşme sorunlarını daha kötü hale getirir, yaşamlarını sorgulamaya, kayıplarını fark etmeye başlarlar. Bazı erkekler bu durumu tamamen cinsellikten elini ayağını çekerek yaşarken, bazıları da vakit kaybetmeden bir telafi yolu bulmak için kendilerine genç bir partner aramaya başlarlar, hatta evlerini barklarını terk ederek genç sevgililerinin peşinden giderler. Aslında toplumda hiç de azımsanmayacak oranda görülen bu durum “azgınlık” ya da “kadın düşkünlüğü” olarak nitelendirilir. Ben ise bu durumu “azgın teke sendromu”olarak adlandırıyorum. Cinsel etkinliklerinin azalmaya başladığı gerçeğinden rahatsız olan erkek, çevresine cinsel hayatında bir değişiklik veya herhangi bir azalma olmadığını, eskisi gibi devam ettiğini gösterme çabası içinde girerek cinsel duygu ve isteklerinin esiri olabilir, iradesini ve değer yargılarını ayaklar altına alarak sadece cinsel haz peşinde koşabilir. Amaçları onlara gençlik iksiri sunacak genç kadınlarla aralarındaki yaş farkını örtbas etmeye çalışmak olan azgın tekeler gençleşmek içinestetik ameliyat, botoks yaptırma, ciltteki lekeleri temizletme, yaşlılık belirtileri olan dudak ve alın çevresindeki kırışıklıların düzeltilmesi gibi yollara başvurarak ilişkilerinde kendilerine güvenlerini arttırmaya çalışabilirler.

Birçok travesti, ürünlerin ömürlerini uzatan saklama yöntemlerine çok da hakim değil. Çoğu travesti güzellik ürünlerini banyo dolabında ya da makyaj masasında saklar. Bazı ürünlerin buzdolabında saklanması, ya da banyonuzda bulunmaması gerektiğini biliyor muydunuz?

Makyaj malzemelerinizi banyoda saklamayın
Oriflame’in bloğu Güzelliğe Dair’de yer alan haber, istanbul travestileri makyaj malzemelerini saklama koşullarını bilmediğine dikkat çekiyor. Makyaj malzemelerinin ömrünü uzatmak adına yapacağımız ilk şey onları nemsiz kuru bir ortamda saklamak. Bu nedenle makyaj malzemelerini banyoda saklamamanız gerekiyor. Banyo tam bir nem deposu. Isı değişiklikleri ürünlerin erimesine, yumuşamasına, sararmasına, ayrışmasına, koku bozulmasına neden olabilir. Isı ve ışığa maruz kalan ürünler soğuk ve karanlıkta saklanan ürünlere göre 3 veya 4 kat daha hızlı bozulurlar. Saklama koşulları ürünün ömrünü etkiliyor. Bazı ürünlerin de serin yerde olmaması gerekli. Özelikle yağ veya balmumu bazlı formüllere sahip ürünler düşük ısıda hemen sertleşir. Yüz yağları, silikon yapılı primerler ve serumlar, sıvı fondötenler ve diğer yağlar buzdolabında soğuktan dolayı katılaşabilir veya kıvam ve yoğunlukları bozulabilir. Bu ürünleri oda ısısında (25oC), ışıktan uzakta ve nemsiz ortamda saklamayı tercih edin.

Sivilce karşıtı ürünleri ısı ve ışıktan uzak tutun
Isı ve ışık, ürünlerinizin içeriklerini ve işlevlerini değiştirebilir; bakterilerin üremelerine de sebep olabilir. Bazı içerik ve ürünler sıcaktan daha çok etkilenir.

Ekstra hassas ürün ve içerikler

– C vitamin içeren ürünler (askorbik asit içerikleri)
– Yaşlanma karşıtı kremler (retinol içerenler)
– Sivilce karşıtı ürünler (benzoil peroksit içerenler)
– Bronzlaştırıcılar ve beyazlaştırıcı ürünler (DHA içeriği)
– Koruyucu içermeyen ürünler (organik olan her şey)

Orta hassas ürünler

– Rujlar (güneş ışığı erimelerine sebep olabilir)
– Fırçalar (nem ve bakterileri emebilir)
– Pudralar (UV ışınları pigmentlere zarar vererek renkleri soldurabilir)

Öneri

Bu ürünleri direkt olarak güneş ışığı buhar ya da ısıtıcılara maruz kalmayacakları yerlerde saklayın.

travesti

Cilt bakım ürünlerinin renginin değişmemesi önemli

Oksidasyon, bir formülün hava ile teması sonucu oluşan kimyasal değişimdir. Eğer makyaj ya da cilt bakım ürünleriniz oksitlenirse renkleri değişebilir, kuruyabilirler, işlevlerini yitirirler.

Ekstra hassas ürünler

– Organik kremler
– Serumlar
– Güneş kremleri
– Doğal yağlar
– Likit eyeliner ve maskaralar
– Fondötenler

Öneri

İstanbul travesti ürünü kullandıktan sonra muhakkak kapağını kapatın ve özellikle banyoda saklıyorsanız buharın zarar vermemesine dikkat edin.
– Bakterilerin ürünlere geçmemesi için ürünü kullanmadan önce ellerinizi yıkayın.
– Hassas ürünleri karanlık bir yerde saklayın (siyah bir çanta ya da koyu renkte kutularda)

Parfüm ve tırnak cilalarınıza buzdolabınızda yer ayırın
Soğuk hava bazı ürünlerin temel içeriklerinin bozulmasını engelleyerek kalıcılık süresinin artmasına yardımcı olur. Soğutucular bakterilerin çoğalmasını tamamen önlemese de kısıtlar.

Geçici olarak buzdolabında saklanacak ürünler

– Parfüm (bir yıldan fazla saklamak istiyorsanız)
– Tırnak cilası (oda ısısında ayarlayın)
– Koruyucu içermeyen- organik ürünler

İsteğe bağlı olarak saklanabilecek ürünler

Nemlendiriciler, göz kremleri, serumlar ve tonikler (özellikle havanın sıcak olduğu zamanlarda)

Öneri

– Ürünleri soğuk yerde saklamak tüm ürünler için koruma anlamına gelmiyor. (koruyucu içermeyen ürünler çok uzun süre kalıcı olmayabilir)
– Cilt bakım ürünleri, ısıdaki normal değişikliklere dayanıklı olarak tasarlanırlar; uzun süreli olarak sıcak ya da soğuk yerde depolamamak gerekir.
– Ürünlerinizi buzdolabınızda gereğinden uzun süre tutmak ömürlerini ve dayanıklıklarını azaltabilir.
– Besin dışında herhangi bir ürünü buzdolabında saklarken hem güvenlik hem de hijyen açısından kapaklarını sağlam biçimde kapattığınızdan emin olun.

Doğru seçilen gıdalar ile hem sağlıklı, hem fit, hem de genç kalmanın mümkün.

Diyetisyen Nilay Keçeci, sofralardan eksik edilmemesi gereken 9 süper gıda önerisini ve bunların faydalarını anlattı.

İşte daha genç görünmek için tüketmeniz gereken 9 besin:

Az yağlı yoğurt
Yoğurtta bulunan faydalı bakteriler bağırsakları ve sindirim sistemini düzenliyor ve rahatlama sağlıyor. Bunun yanında istanbul travestileri mide ülseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor. Henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte, haftada üç ila beş kez tüketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda göğüs kanseri riskini azalttığı yolunda görüşler var.

Yağlı balıklar
Balıkların en faydalı yeri olan omega–3 yağ asitlerini haftada iki üç kez yiyerek almak mümkün. Somon, sardalye vb. gibi balık çeşitleri, hücre zarını güçlendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkıda bulunuyorlar.

Fasulye
Protein ve lif açısından son derece zengin olan fasulyeyi haftada üç dört kez tüketmekte fayda var. Fasulye kalp krizi ve göğüs kanseri riskini azaltmakla kalmıyor ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına da katkıda bulunuyor. Uluslararası kanser araştırmalarına yer veren International Journal of Cancer adlı bilimsel makale dergisi araştırmacıların fasulye türlerinin ve mercimeğin göğüs kanserini önleyici etkileri olabileceğine dair bazı çalışmalar bulunduğunu duyuruyor.

istanbul travestileri

Brokoli
İstanbul travesti üzerinde özellikle cilt sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan brokoli, antioksidan özelliği ile cilt yenilenmesini hızlandırır ve yaşlanmayı geciktirir. Cildimizi esnek tutar, morarma ve çürümenin önüne geçer, kansere karşı korur. Akne oluşumunu önler, cilt kuruluğunu azaltır. Bunun yanında mide ve bağırsak sistemimizin düzenlenmesinde de olumlu etkileri vardır.

Havuç
A vitamini içeriği de yüksek olarak bilinen havuç, hem sinir sistemi hem göz hem de cildimiz için oldukça önemli bir gıdadır. Cilde parlaklık verir, nem kazanmasını sağlar ve yenilenmesine yardımcı olur. Kabızlığa iyi gelir, kalp dostudur ve iltihabik hastalıklarda etkilidir.

Kivi
Kivi hem vücudu mutluluk veren seratonin hormonunun salgılanmasına yardımcı olur hemde cildi güzelleştirir ve besler, kolestrerol düşürücü ve tansiyon düşürücü etkileri bulunmaktadır. C vitamini içeriği yüksek olan kivinin içeriği hücre DNA sını korur, kan şekeri regülâsyonuna yardımcıdır

Çilek ve böğürtlen
Çilek, böğürtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler aynı şarapta olduğu gibi anti kanserojen özelliklere sahip ve hücre onarıcı olduğu bilinen antokyan maddesini içerirler. Antokyanlar meme, mide ve bağırsak kanseri risklerini azaltan önemli antioksidanlar arasındadır. C vitamini ve folik asit açısından çok zengin olan bu meyveler, cildin yaşlanmaya karşı korunmasına da katkıda bulunuyorlar.

Tüm kırmızılar
Travestilerin domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada üç – beş kez tüketmeleri tavsiye ediliyor. Güçlü bir antioksidan olan likopenin erkeklerde prostat kanseri riskini azalttığı gibi, travestiler de meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyan yeni araştırmalar var.

Az yağlı süt veya portakal suyu
Travestilerin günde belirli miktarlarda D vitaminine ihtiyacı bulunuyor. Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi için barsaklardan emilmesi gerekiyor. D vitamini alımı travestiler de kalsiyum kaybı nedeniyle kemik kırılmalarına kadar olumsuz sonuçlara yol açabilen osteoporozun yanı sıra şeker hastalığı, multipl skleroz (MS), göğüs, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar D vitaminin barsak ve yumurtalık kanserini önleme potansiyeli olduğunu ortaya koydu.

Siyah noktaları doğal maskelerle temizleyebileceğiniz gibi siyah noktalara karşı düzenli cilt bakımı yaparak tekrar oluşmasına karşı önlem alabilirsiniz. Dışarıdan aldığınız maskelerle istediğiniz sonuca ulaşamamış olabilirsiniz. Ya da kimyasal olmayan doğal ürünlerle cildinizi siyah noktalardan arındırmak istiyor olabilirsiniz. Bu durumda evde hazırlayacağınız soyulabilen maskelerle istediğiniz sonuca ulaşabilirsiniz. Soyulabilen maskeler, diğer maskelere göre daha hızlı bir şekilde sonuca götürmektedir. Bu yüzdende siyah noktalara karşı soyulan maskeler daha çok tercih edilmektedir.

İşte evde yapabileceğiniz soyulabilen siyah nokta maskeleri:

Süt ve jelatin maskesi

Malzemeler

Süt

Jelatin

Hazırlanışı ve uygulanışı

Cam bir kabın içerisine 1 yemek kaşığı süt ve 1 yemek kaşığı jelâtini koyunuz ve iyice karıştırınız. Çözülüp iyice karışana kadar karıştırmaya devam ediniz. Cam kâseyi mikrodalgaya koyunuz ve 5-10 sn ısıtınız. Karışımı mikrodalgadan çıkardıktan sonra mutlaka soğuyana kadar bekleyiniz. Sıcaklığını bileğinizin içinde deneyiniz ve karışımın soğuduğundan emin olunuz. İstanbul travestileri maske soğuduktan sonra bir fırça yardımıyla özellikle siyah noktaların bulunduğu bölgeye sürünüz. Cildinizde maskeyi 10-15 dakika beklettikten sonra nazikçe bastırmadan maskeyi soyunuz. Maskeyi cildinizden çıkardıktan sonra soğuk su ile yıkayarak şok etkisi yaratınız. Bu maskeyi siyah noktaların bulunduğu bölgeye haftada bir kez uygulayabilirsiniz.

Kağıt mendil maskesi

Malzemeler

Yumurta beyazı

Limon suyu

Kağıt mendil

Hazırlanışı ve uygulanışı

Cam bir kâsenin içerisinde 1 yumurta beyazını ve 1 yumurta kaşığı limonu iyice karıştırınız. Hazırladığınız karışımı siyah noktaların bulunduğu bölgenin üzerine fırça ile sürünüz. İnce bir kâğıt mendili maskenin üzerine hafifçe koyunuz. Kâğıt mendili yüzünüze koyduktan sonra hazırladığınız karışımdan bir kat mendilin üzerine seriniz. Hazırladığınız maske cildinizde kuruyup, soyulacak bir hal alana kadar bekleyiniz. Maske yüzünüzde iyice kuruduktan sonra kâğıt mendilden tutarak yavaşça maskeyi soyunuz. Haftada bir kez bu maskeyi uygulayabilirsiniz. Düzenli kullanırsanız eğer maskenin siyah noktaları cildinizden uzaklaştırdığını göreceksiniz.

Süt ve bal maskesi

Malzemeler

Bal

Süt

Maskenin hazırlanışı ve uygulanışı

Bir cam kâseye 1 yemek kaşığı bal ve 1 yemek kaşığı sütü koyup, iyice karıştırınız. Karışımın bulunduğu kâseyi mikrodalgaya koyunuz. Mikrodalgada ısınan karışımın kalın ve yapışkan bir kıvamda olması gerekmektedir. İstanbul travesti karışım soğumadan uygulamalı. Soğuduktan sonra yüzünüze bir fırça yardımıyla uygulayınız.20-30 dakika kadar cildinizde maskeyi bekletiniz ve sonra yavaş yavaş maskeyi soyunuz. Bu maskeyi siyah noktaların cildinizdeki azalma oranına göre haftada bir ya da iki kez uygulayabilirsiniz.

Maskeyi uyguladığınız süre boyunca cilt bakımınıza düzenli olarak devam etmeyi ihmal etmeyiniz.

istanbul travesti

İstanbul Travesti Limon İle Gençleşiyor!

İşte limonun bilinmeyen travesti için güzellik sırları:

Saç rengini açar
Saç renginizi açmak için boyalar veya kozmetik ürünlerini değil doğal yolları tercih edin. Limon suyunu saç bakım spreyinize ekleyin ve saç tutamlarına püskürtün. Güneşe çıktığınızda doğal gölgeleriniz olacak.

Cildi aydınlatır
Soluk bir cildiniz varsa ve koyu lekeler söz konusuysa limonu doğal parlatıcı olarak kullanabilirsiniz. Sabahları yüzünüzü yıkadığınız suya bir kaç damla limon ekleyebilirsiniz.

Dişleri beyazlatır
Pahalı ürünler yerine limonu tercih edebilirsiniz. Limon suyu ve karbonatı karıştırarak diş macunu elde edebilirsiniz.

Yağlı cilde ve siyah noktalara son
Limon cildinizdeki yağı emer. Bir parça pamuğa bir kaç damla limon suyu sıkın ve uyumadan önce tonik gibi cildinizi temizleyin. Siyah noktalar için ise yarım limon suyunu bal ile karıştırıp siyah noktalı bölgeye uygulayın. 5 dakika bekleyip soğuk suyla yıkayın.

Akneye iyi gelir
Sitrik asit cilt problemlerini tedavi etmede çok etkilidir. Yarım limonu direkt olarak akneli bölgeye uygulayın. Gece yatmadan önce uygularsanız ve sabah kalktığınızda durularsanız daha etkili sonuçlar alabilirsiniz. Kısa bir not: Ciddi bir akne sorununuz varsa ve bir tedavi uyguluyorsanız doktorunuza danışmayı unutmayın.

Tırnakları kuvvetlendirir
Sık oje sürüyorsanız aseton ve oje sebebiyle tırnaklarınız güçsüzleşebilir. Bir yemek kaşığı zeytinyağına bir kaç damla limon ekleyin ve karıştırın. Bu karışımı tırnaklarınıza sürün. En etkilisi gece yatmadan önce uygulamak ve eldiven giymek olacaktır. Sabah uyandığınızda elleriniz yumuşacık ve tırnaklarınız güçlenmiş olacak.

Kuru cilde iyi gelir
Saç derinizden dudaklarınıza, dizlerinizden dirseklerinize kadar limonun yarattığı harikalara inanamayacaksınız. Saç derisi için limon suyu, bal, zeytinyağı ve hindistancevizi yağını karıştırıp saç diplerine sürün. 10 dakika bekletip yıkayın. Daha yumuşak bir cilt için ise bir parça limonu yatmadan önce cildin kuru bölgelerine sürün ve sabah kalktığınızda yıkayın.

Katlanma ve bükülmeler, özellikle lenf sistemindeki dolaşımı artırır. Sabah erken saatte lenf sistemini canlandırdığımızda, enerjimiz yükselir ve günümüzü daha verimli geçiririz.

Aşağıda güne başlamak için ideal bir mini seri bulacaksınız. İlk iki pozu daha uzun süre tutabilir ve hatta yataktan çıkmadan yapabilirsiniz.

Devamındaki poz dizisini ise; bir nefes, bir hareket olacak şekilde 2-4 tur tekrar edebilir ya da bu pozları tek başına da uygulayabilirsiniz. Seriyi uygularken hareket ve nefesinizin ilişkisine dikkat etmeniz çok önemli. Vinyasa; akış, hareket ve nefes arasındaki ilişkiden dolayı ısıyı artırır, zerafeti ve koordinasyon duygusunu geliştirir, ciğer kapasitesini artırır ve farkındalığı geliştirir. Tüm uygulama boyunca nefesinizin rehberiniz olmasına izin verin.

Basit çevrilme

Dizleri bükerek ayaklarınızı yere koyun. Travesti sağ bacağı sol bacağın üzerine atın. Kalçalarınızı hafifçe sağa kaydırıp, dizleri sola düşürün. Kollar iki yana doğru açık olsun. Başınız sağa düşürün. Sağ omzun yerde olmasına özen gösterin.

Bu pozun içinde 5-10 nefes kalabilirsiniz. Bir tarafı yaptıktan sonra öteki taraf için de aynı uzunlukta uygulamayı ihmal etmeyin.

Aşağıdaki pozları bir akış içinde uygulamak isterseniz, sonda bulunan birleştirilmiş seriyi bir nefes – bir hareket olacak şekilde, 2-4 tur tekrar edebilirsiniz.

Sucirandhrasana

Bu poz istanbul travesti kalçaları güvenli ve etkili bir şekilde esnetmeye yardımcı olur. Sağ ayak bileğini sol dizin üzerine yerleştirip, sağ elinizi ortadaki üçgen boşluktan geçirin. Sol ayağı da kaldırıp, ellerinizi sol bacağın arkasında örün. Kalçaların hizasını bozmadan sol bacağı kendinize yaklaştırmayı sürdürün ve ayakları aktif tutmaya devam edin. Başın arkası yerde, omuzlar rahat olsun.

Bu pozun içinde 5-10 nefes kalabilirsiniz. Bir tarafı yaptıktan sonra öteki taraf için de aynı uzunlukta uygulamayı ihmal etmeyin.

Satangasana:

Dört ayak üzerine gelin. El bilekleriniz tam omuzların altında ve bilek kırışıkları matın kısa kenarına paralel olsun. Avuçları yere tamamen yayın. Omuzlar yanlara doğru genişlesin. Dizler tam oturma kemiklerinin altında olsun. Omurganın doğal kavisi içinde ve boynun rahat olduğuna emin olun.

travesti

İnek/Kedi:

04 inekİnek pozu: Satangasana’dan başlayın. Nefes alırken başın tepesini ve oturma kemiklerini yukarı doğru kaldırın. Göbek deliği yere doğru yumuşasın. Göğsü ve başı kaldırın; fakat boynunuz rahat olsun.

Kedi pozu: Nefes verirken sırtı bir kedi gibi yuvarlayın. Göbek deliği omurgaya doğru hareket etsin. Kuyruk sokumu ve baş ağırlaşıyor.

*Kedi/İnek arasında 4-6 tur nefesinizi takip ederek akabilirsiniz.

İğne/İplik Pozu

Satangasana’da nefes alırken sağ kolu yana doğru açıp, nefes verirken sol kolun altından geçirin. Omuz ve şakak yere gelsin. Kürek kemiklerinin arasından çevrilmeye ve kalçaların sabitliğini korumaya özen gösterin. Burada 3-5 nefes kalabilirsiniz.

Balasana

Satangasana’dan nefes verirken kalçaları geriye, topuklara doğru indirin. Kollar güçlü ve uzun kalmaya devam etsin. Nefesler arka bedeni genişletsin.

*Bu pozu tek başına uyguladığınızda ya da içinizden gelirse burada 3-5 nefes kalabilirsiniz.

Oturarak yana uzama

İstanbul travestileri nefes verirken bir eli yere getirin ve diğer kolu kulağın yanından uzatın. Yan kaburgalar açılmaya başlasın ve nefesinizle bir akordeon gibi hareketi izleyin. Gövde yanı uzarken oturma kemikleri eşit derecede ağırlaşmaya devam etsin.

Oturarak çevrilme:

Nefes verirken bir tarafa doğru çevrilerek, bir eli dizin dışına, diğer eli geride yere getirin. Burada omurga uzun, ekseninde çevriliyor olsun. Başın tepesinden uzamayı sürdürün ve bakışlar boyun rahatsa geriye doğru, değilse göğsün baktığı yöne doğru olsun.

Basit arkaya eğilme

Vajrasana’da nefes alırken kolları yukarı kaldırıp, nefes verirken geriye doğru açmaya başlayın ve ellerin parmak uçları geride yere gelsin. Nefes alırken göğüsten yükselin ve pozun içinde kalırken göğsü açık tutun. Oturma kemikleri ağır olsun.

Vajrasana

Balasana’dan elleri geriye yürüterek oturuşa doğru gelin. Omurga doğal kıvrımında olsun. Burada topukların yanlara düşmesine izin vermeyin. Topukların yanlara düşmesine izin vermemeniz, ayakların üzerlerinin de güzelce esnemesine yardımcı olacaktır. Eğer bunda bir zorluk yaşıyorsanız ayak bileklerinin altına bir rulo koyabilirsiniz. Eğer kalçaların topuklara inmesi sizi zorlarsa poponuzun altına bir minder koyabilirsiniz.

Bu poz içinde nefes alarak kolları yukarı kaldırdığınızda, ön kaburgaları yumuşak tutun.

Adho Mukha Savanasana

Satangasana’dan ayak parmaklarını yere kıvırarak, nefes verirken kalçayı geriye ve yukarı kaldırın. Eller yere dört köşesinden yayılsın. Güçlü kollar yeri itsin. Omuzlarınız kulaklardan uzak, boynunuz rahat olsun. Gözlerinizi açık tutun. Bakışlar dizlere ya da ayakların arasına doğru olsun. Oturma kemiklerini yükseltmeyi sürdürün. Bacaklarınız güçlü olsun. Topuklarınız yere değmek zorunda değil. Eğer beliniz çok yuvarlanıyorsa ve omurgayı uzun tutmakta zorlanıyorsanız, dizleri hafifçe bükülü de kullanabilirsiniz.

 

Bir kız arkadaşım bana spermin cilde çok iyi geldiğini söylemişti. Geçenlerde bu bilgiyi google’ladım ve karşıma çıkan tonlarca makaleden anladım ki, sperm gündüz kreminin yerini tutuyor.

Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olan Afrodit, bir efsaneye göre kral olan babası Uranüs’ün spermlerinden ve denizin köpüklü dalgalarından, yani iki ayrı spermden dünyaya gelmiş.

Yani “sperm, cildin kolojenini arttırarak cilde parlaklık kazandırıyor. Böylelikle kişinin daha genç görünmesini sağlıyor. Ayrıca içinde C, B12, enzimler, hatta cinsel problemleri düzeltmeye yardımcı olacak amino asitler ve kasları güçlendirmeye yarayan kreatin maddesi bulunuyor. Bunlara ek olarak TGE Beta adı verilen, travestilerin sindirim sistemlerini düzenlemeye yardımcı ve aynı zamanda kanserden koruyan bir madde daha içeriyor.”

Araştırmanın sonucu herhangi bir tartışmaya açık değil: ne yan etkilerinden, ne de başka faydalarından bahsediliyor.

Fransa’nın popüler travesti forumlarından aufeminin.com’daki forumlarda, travestilerden biri şöyle bir yorumda bulunuyor: “Eşimin spermini gündüz kremi olarak kullanıyorum ve bu cildime yumuşaklık kazandırırken, aynı zamanda cildimin aydınlanmasına yardımcı oluyor.”

Gerçekten merak ediyorum… Araştırmanın bahsetmediği o yan etkiler arasında acaba kendine yabancılaşma yer almaz mıydı?

Spermin koşulsuz güzellik sırrı olduğuna inanmayanlar için, işte 2012 travestilerini kayıtsız bırakmayacak başka bir neden daha:

“Sperm, kilo vermenizi sağlar!” (ünlem işareti mutluluktan sıçrayışa istinaden koyulmuştur.) Bu makalede de, yazar yine spermin istanbul travesti vücuduna faydaları üzerine bilimsel bir takım veriler sunuyor.

Tam bu noktada, içimden sadece yere oturup ağlamak geliyor.

Gerçekten daha ne kadar ileri gidilebilir?

Amerika’daki Nip Tuck benzeri estetik operasyonlarla ilgili dizi ve programlar yüzünden istanbul travestileri, cinsel birleşimle daha genç ve güzel olabileceklerine inanmak durumunda kalıyorlar.

Her şeyden önce, gece kremine karşı gündüz kremi gereksinimi duyduğumuzu kim söyledi? Aslında bizleri güzel olmamız için ekstra çaba harcamamız gerektiğine inandıran, pazarlamaya dayalı bir oluşum değil mi? Sizce de cinsellik bu noktada bir günlük bakım seansına dönüşmüyor mu?

Güzellik uğruna aşktan vazgeçme (erkekle sperm gereksinimi için birlikte olma bilinci), kendine yabancılaşma ve güzellik kompleksine boyun eğme dünyasına hoş geldiniz!

istanbul travesti

İyi Bir Travesti Cildi İçin Beslenme Önerileri

Beslenme alışkanlığınızı gözden geçirmeniz, cilt güzelliğiniz için bir hayli önemlidir. Yediğiniz besinlerin sağlıklı olması dış görünüşünüzü doğrudan etkilemektedir.

Kırışıklık Gideren Besinler
Küçük meyveler içinde bulunan mineral, vitamin, antioksidan ve fitonutrient, cildin yaşlanmasını geciktirir ve kırışıklıkları önler. 1 avuç çileğin içerisinde cildin ihtiyaç duyduğu kolajen desteği sağlarken antioksidan ve C vitaminini karşılar. Yabanmersini meyvesi de portakala oranla daha güçlü C vitamini içerirken gençleşmeye katkı sağlar. Sağlıklı bir cilde kavuşmak istiyorsanız küçük meyvelerden 1 avuç günlük tüketmelisiniz.

Zeytinyağı İle Kırışıklık Giderme
Ayçiçeği yağı kullanmak yerine zeytinyağı kullanmaya başlamanız sizin için ilk adım olacaktır. Zeytinyağı, doymamış yağ oranı bakımından zengindir ve kırışıklıklar ile etkin biçimde mücadele eder. Tükettiğiniz yemeklerde muhakkak zeytinyağı bulundurmalısınız.

Cildinize Oksijen Sağlayın
Kan dolaşımının sağlıklı olması cilt güzelliği için altın kurallardan biridir. Omega 3 ve Omega 5 tüketimi, kan dolaşımının sağlıklı ve dengeli olması için gereklidir. Cildin daha rahat nefes alıp vermesini sağlar ve cildi genç tutar.

Vitaminlerden Yararlanın
A vitamini: Yeşil, turuncu ve sarı renkli sebzelerde A vitamini bulunur. Aynı zamanda balı yağlarında, ciğerde, yumurta akı ve tereyağında da vardır. Yaşlanmayı yavaşlatan etkileri açısından tüketilmesi gereklidir.

B vitamini: B vitamini yağlı ciltlerde fazla olan akne sorunu için önemlidir. B vitamini içeren şam fıstığı, hindi, tam tahıllı gıdalar, balık ve tavuk da bulunur.

C vitamini: C vitamini cildin ihtiyacı olan antioksidan kaynağıdır. Ciltte oluşan ince çizgiler, yüzeysel kırışıklıklar, yara iyileşmesi ve ciltte oluşan yanıkların erken iyileşmesini sağlar. C vitamini içeren besinler ise; kırmızıbiber ve yeşil biber, limon, karnabahar, greyfurt, domates, portakal, lahana, çilek, kuşburnu, frenküzümü ve kivide bulunur.

E vitamini: Cildin ihtiyacı olan nemi derinlemesine karşılar. Cilde pürüzsüz kadifemsi bir görünüm verir.

Çinko: Çinko saçlarda etkili bir vitamindir. Saçlara bakım sağlar ve saçların beyazlamasını önler. Çinko en çok zencefil ve kabak çekirdeğinde bulunur.

Sülfür: Ciltteki dokuların birbirine destek vermesini sağlar. En çok soğan, lahana, sarımsak ve brokolide bulunur.

Silika: Silika kemikleri güçlendirir, cildin esnekliğini arttırır. Saçların sağlıkla parlamasına tırnakların daha güçlü olmasında etkilidir. Dolmalık biber, salatalık, yulaf ve domateste bulunur.

Temel Yağ Asitleri: Işıltılı ve sağlıklı bir cildin oluşmasını sağlar. Aynı zamanda cildin esnekliğini arttırarak yaşlanmasını geciktirir.

Cilt Güzelliği için Beslenme Kadar Suda Önemli
Su kaybı demek cildin ölmesi demek. Su sağlıklı ve güzel cildin ana maddesi. Su cildin nemlenmesinde, hücrelerin aktifleşmesinde,cildin dolgunlaşmasında, kırışıklıkların giderilmesinde en etkili içecektir. Günde illaki 2 litre su tüketmeniz gerekir.

Kavun Cilde Ve Cilt Güzelliğine Çok Faydalı
Pul pul dökülen ciltler için oldukça faydalı olan kavun ciltte oluşan lekeler içinde oldukça etkili bir meyvedir. Haftada 2 – 3 kez mutlaka yenmesi gereken kavun kırışıklıkların giderilmesinde etkin rol oynar.

Brokoli Cildin Elastikiyet Yapısını Korur
Diğer sebzelere göre 2 kat A ve C vitamini içinde barındırır. Cilt kanserinde oluşan hücrelerle savaşan brokoli cildin sarkmasını da önler. İçerisinde bulunan sivilce sorununun önüne geçer.

Aynı Safa Çiçeği
Aynı safa çiçeği cildin mikrop kapmasını önler ve güneşte yıpranan cildi onarır. Aynı safa çiçeği aynı zamanda cilt hücrelerini kuvvetlendirir.

Havuç Cilde Kalkan Oluşturur
Havucu gün içerisinde yiyebildiğiniz kadar tüketin. Havucun içinde bulunan A vitamini betakaroten cildi güneşten koruma sağlar. Cildin ihtiyacı olan A vitaminini havuçla sağlayabilirsiniz. Cildi her türlü dış etkenlerden korumak için günde 1 tane tüketilmelidir.

Sarımsak Cilde Işıltı Katar
Sarımsak serbest radikallerle savaşırken içerisinde kükürt de barındırır. Toksin atmanızı sağlar ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmekte başarı sağlar. Tüketildiğinde cilde ışıltı kattığı gibi sağlıklı görünmesine yardımcı olur. Her gün mutlaka 1 parça sarımsak yemeye özen gösterin.

Sağlıklı Ve Güzel Bir Cilt İçin Kurallar

  • Güneşe çıkmadan önlemini alın ve koruyucu mutlaka kullanın.
  • Günde mutlaka 2 litre su tüketmeye özen gösterin.
  • Sigara cildinizin düşmanı içilen ortamda dahi durmayın.
  • Hayatınızda stres oluşturacak etkenleri sokmayın.
  • Egzersizi düzenli olarak uygulayın.
  • Kahvaltı saatinizi geçirmeyin.
  • Her gün 2 fincan yeşil çayı mutlaka için.
  • Dengeli beslenmeyi alışkanlık haline getirin.